54 Yıl önce bugün / Selim Esen
TRT'nin ilk yayın gecesinin üzerinden 54 yıl geçti.
2 Şubat 1968 tarihli Milliyet gazetesinde Mete Akyol imzalı bir yazının başlığı dikkat çekiyordu: “Ankara TV’si İlk Yayın Günü Düğün Evi Gibiydi.” O geceyi, 31 Ocak 1968 gecesini anlatıyordu Akyol: “Sunay’ın filminin son kontrolü yapıldı mı?’ Diyerek nefes nefese sorulan soruya bir başka ilgili cevap yerine aynı heyecanla başka bir soru soruyordu: ‘Haberler bülteninin kaç dakika, kaç saniye olduğunu tespit ettiniz mi siz?’ Stüdyonun kapısındaki spiker, sınav kapısında elindeki notlara son kez göz atan bir öğrenci heyecanı içinde, TV’nin ilk sunuş cümlelerini bir kez, beş kez, on kez okuyor, bu suretle hem heyecanını gideriyor hem de dudaklarını alıştırıyordu. Ötede, birazca sessizce bir köşede Televizyon Müdürü Mahmut T. Öngören birkaç dakika sonra kamera karşısında yapacağı TV’nin açılış konuşmasını yüksek sesle kendi kendine okuyor, arada sırada karşısındaki duvara bakarak, görüntü provaları da yapıyordu. Onun üç dört adım ötesinde ise radyonun başarılı, tecrübeli ve heyecansız olduğu bilinen spikeri Zafer Cilasun heyecandan tir tir titreyen elleriyle tuttuğu kâğıttan, günün haberlerini okuyor ve kendini kamera karşısında farz edip, cümle başlarında başını kağıtlardan kaldırarak ‘seyirciye bakış’ provaları yapıyordu. Stüdyonun bir başka bölümünde Prof. Afet İnan, Türk Devrim Tarihi konulu program dizisinin ilkini sunmak üzere, stüdyoya yerleştirilen sıralarda oturan üniversiteli öğrencilerinin karşısında kürsüye çıkmış, başlayın işaretini bekliyordu. Saat 19.30’a yaklaşıyor… TV stüdyosunda her şey hazır. Bütün ilgililer, makinelerin önlerinde ve arkalarındaki yerlerini aldılar. İlk yayının ilk yönetmeni ilk komutlarını verdi ve TV ekranları ışımaya başladı. Ekranda Ankara Emniyet Parkı’ndaki heykel göründü. Sol üst köşede Ankara Televizyonu diye yazıyor. Daha sonra ekrana bir saat çıktı. Saniyenin işareti 12 rakamının üstüne gelince, saat tam 19.30 oldu ve spiker ekranda görünerek, biraz önce kapının önünde defalarca tekrarladığı açılış anonsunu yaptı: ‘Burası üçüncü band beşinci kanaldan deneme yayını yapan Ankara Televizyonu. Sayın seyirciler bugün 31 Ocak 1968 Çarşamba. Ankara’da ilk televizyon yayınına başlıyoruz.’ Daha sonra ekranda görünen Ankara Televizyonu Müdürü Mahmut Tali Öngören şu konuşmayı yaptı: ‘40 yıldan beri sizlere radyolarımızdan sayın dinleyiciler diyebilmenin mutluluğu içindeyiz. Şu andan itibaren de sizlere sayın seyirciler diyebilmenin kıvancını duyuyoruz. İyi akşamlar, sayın seyirciler. (Burada ilk yayın gününün heyecanı ile yine “sayın dinleyiciler” dendi.) Eğer bir iki dakika önce televizyonunuzun ekranından evinize davetli veya davetsiz misafir olarak girebildikse veya bulunduğunuz yerde sizlere katılabildikse artık bundan sonra huzurunuzda olacağız demektir. Yalnız şimdilik haftada üç gün -Salı, Perşembe ve cumartesi günleri- sizleri ziyaret etmek imkanına sahibiz. Bildiğiniz gibi deneme yayını adı altında faaliyete geçtik. Bu televizyonun yalnız teknik tarafının, birtakım cihazlarının denemesi değil, aynı zamanda programlarımızın da bir deneyi olacak. Radyoculuğumuzun 40 yaşına bastığı sırada televizyona başlıyoruz. Avrupa memleketleri ile bir kıyaslama yaptığımız zaman gerçek radyo yayınına 5 yıl geç başladığımız halde, televizyonda 31 yıl gecikmiş bulunuyoruz. Yeni televizyonumuz Ankara ve civarına yayın yapacak. Başlangıçta tabii olan sınırlı imkanlarla çalışacak ve çeşitli eksikliklerden bir süre kendini kurtaramayacaktır. Bundan bizim bir şikâyetimiz yok. Umudumuz sizin de bizden, hiç olmazsa şimdilik, şikayetçi olmamanız. Avrupa’daki ilk televizyon yayınına kıyasla 31 yıl geç başladığımız televizyonumuzun bugünkü programlarının Türkiye’nin eğitim meselesine, kültür hayatına, sosyal düzenine ve halkın eğlence ihtiyacına derhal bir katkıda bulunacağını düşünmek haksızlık olur. Bu sebeple bizden şikayetçi olmayın. Deneme yayınının bitiminde daha düzenli bir şekilde hazırlayacağımız programlarla sizleri hoşnut etmeye bütün arkadaşlarımızla birlikte söz veriyoruz. Ankara Televizyonu’nda görevli bütün arkadaşlar -programcısından habercisine, teknik elemana ve idari elemanına kadar herkes- 20. Yüzyıl’ın bir mucizesi sayılan bu yayın organının memleketimiz ve sizler için tarafsız ve yararlı olmasına çalışacak. Ankara Televizyonu iki buçuk yıldan beri bu gayeleri gözeterek kurulmakta idi. Eminim, 1967 yılının Ekim ayında hayata gözlerini kapayan gazeteci, karikatürist ve Ankara Televizyonu’nun kameramanı Halim Büyükbulut aramızda olsaydı, televizyonumuz için beslediğimiz bu umutlara ve dileklere kendisi de katılacaktı. Bugün aramızda olmayan arkadaşlarımızın hatırasını saygı ile anarken Atatürk devriminin ilkelerini gözeterek yolumuza ve yayınımıza devam edeceğiz. Şimdi ilk programımıza geçiyoruz. Cumhuriyet devrinin ilk televizyonun birinci programı: Türk Devrim Tarihi…’ Fakat bu konuşmadan hemen sonra “Türk Devrim Tarihi” adlı ilk TV programı başlayamadı. Ekranda Artanç Köksal’ın çizdiği, bir trafik lambası önünde, elinde copuyla bekleyen polis karikatürü belirdi. Polisin ağzından çıkan balonda “Lütfen Bekleyiniz” yazıyordu. Beş dakika süren bir teknik arıza olmuştu. Ancak saat 19.40’da ilk TV programına geçildi. Programı Prof. Afet İnan sundu. Gerçekte “Türk Devrim Tarihi” adlı ilk TV programı bir TV halk okulu biçiminde hazırlanmıştı. TV stüdyosuna bir sınıf dekoru yapılmış ve bu sınıfta da üniversite öğrencileri yerlerini almıştı. Kürsüde “Devrim Tarihimiz” i Prof. Afet İnan anlatıyordu. Öğrenciler arada sırada soru soruyorlar, sık sık da Kurtuluş Savaşı ve Atatürk’le ilgili fotoğraflar ve filmler gösteriliyordu. Program, Cumhuriyetin 10. Yıldönümünde Atatürk’ün söylediği söylev ile son buldu. Daha sonra Prof. Enver Ziya Karal’ın da katılmasıyla on beş günde bir 25 bölüm halinde devam edecek olan bu program dizisi Ankara Televizyonu’nun Atatürk ve Devrimlere verdiği önemi ilk olarak gösteren belirtilerden birisidir. Program dizisini Gülseven Güven hazırlamıştı. Saat tam 20.00’de Ankara Televizyonu’nun ilk haber bültenini spiker Zafer Cilasun okumaya başladı. Bu haber programında, Suudi Arabistan ve Libya’ya yaptığı resmi ziyaretten bir gün önce yurda dönen Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’ın Esenboğa Hava Meydanı’nda karşılanışında çekilen film ilk olarak gösterildi. Bu haberin yayınlanışı sırasında Cumhuriyet Senatosu Başkanı Şevki Atasagun, Millet Meclisi Başkanı Ferruh Bozbeyli ve Başbakan Süleyman Demirel de ekranda göründüler. Haberlerde ayrıca Saygon’daki çarpışmalara değin filmlere de yer verildi. Saat 20.15’de ilk hava raporu okundu. Meteoroloji Genel Müdürlüğü ile henüz kesin bir anlaşmaya varılmadığı için hava raporunu bir meteoroloji uzmanı değil, ilk gün için TV programcılarından Zeynep Arıduru (Esen) okudu. Hava raporundan sonra küçük seyirciler için “Kötü Adam ve İnatçı Çiçek” adlı bir Bulgar çizgi filmi yayınlandı. İlk yayın günü Türk televizyonunda kullanılan program ve filmler arasındaki tek yabancı kaynaklı film, bu “Kötü Adam ve İnatçı Çiçek” oldu. Daha sonra “Antalya’nın Suları ve Antalya’nın Ormanları” adlı iki belgesel film arka arkaya gösterilerek, ilk yayın saat 21.00’de sona erdi. Kapanışta İstiklal Marşımız çalarken ekranda dalgalanmakta olan bayrağımız görünüyordu.” Televizyonun ilk yayını ile ilgili olarak yöneticiler ve görevliler günlerce sabahtan akşama dek çalışmalar ve üst üste yapılan denemelerle yayın sırasında bir aksaklık çıkmaması için uğraştılar. Ayrıca, kar ve çamur demeden çalışan bir teknik ekip Dededoruk Tepesi’ndeki TV vericisini 31 Ocak 1968’e yetiştirmek için de büyük bir çaba harcadı. Tepeye çıkan yol henüz yapılmamış olduğu için çamurda tırmanmak ve Ocak 1968’de devamlı yağan kar altında çalışmak gibi güçlüklerle de karşılaşan bu ekip en sonunda başarıya ulaştı. Yayın başladıktan sonra da bu güçlükler Ankara Televizyonu’nun ilk program ve teknik ekiplerinin önünden kalkmadı. Yayın devam ederken bir yandan vericinin tamamlanması için çalışmalar sürdürülüyor, öte yandan da stüdyo binasının içinde yapılan değişiklikler dolayısıyla inşaat devam ediyordu. Programcılar, dekoratörler, grafikçiler, teknik elemanlar ve dekor ustaları çalışırlarken binanın içinde, stüdyo katlarında işçiler el arabalarıyla kum taşıyorlar, duvarları kabloları geçirmek için deliyorlardı. Yeni duvarlar yapılıyor, eski duvarlar yıkılıyordu. Bu koşullar altında çalışıldığı için yayında oluşabilecek tüm aksaklıklar düşünülmüş ve herhangi bir arıza anında kimin ne yapacağı ve durumun seyircilere nasıl duyurulacağı planlanmıştı. İlk günlerde alınan bu sıkı önlemlerden ötürü aynı usuller yıllarca TRT Televizyonu’nda kullanıldı ve ilk günkü beş dakikalık arıza sırasında başvurulan “özür anonsları” yine yıllarca arızalardan sonra seyircilere okundu. İlk günkü yayını izleyen günlerde Milliyet, Cumhuriyet ve Son Havadis adlı gazeteler Ankara Televizyonu’nun 31 Ocak 1968’deki yayınının başarılı olduğunu belirttiler, Adalet ve Tercüman gazeteleri ise yayının beğenilmediğini ileri sürdüler. Ankara Televizyonu’nun başarı derecesi ve etkisi elbette ilerdeki günlerde, aylarda ve yıllarda daha belirgin olarak ortaya çıktı. Yalnız, ilk yayın günü olan 31 Ocak 1968’de büyük bir merak sonucu yüzlerce insan evlerinde ve Atatürk Bulvarı üzerindeki mağazaların camekanlarından televizyon izlediler. Bugün Türk halkı bulunduğu her yerde Türk televizyon kanallarının yanı sıra yabancı kanalları da rahatlıkla izleyebiliyor. Bugün izlenmeyen tek kanal, tarihçesini aktardığımız TRT Televizyonu. Neden acaba? Selim Esen
Gerçekedebiyat.com
YORUMLAR